Lucid Dreamer
http://luciddreamer.dinozoruz.com
lucid dreamer
 
 Ana Sayfa
 Grup Elemanları
 Demolarımız
 Videolarımız
 Repertuarımız
 Fotoğraf Albümü
 Forum
 Linkler
 Bize Ulaşın
 
 
Lucid Dreamer nedir? Nasıl yapılır?

Lucid Dreamer rüyaları kontrol edendir. Bizizdir yani. Kendi rüyalarımızın iplerini ellerimize alan bizleriz Lucid Dreamer. Müzik için bir araya gelmiş 4, bilemedin 5 kalbiz(yer yer 6). Her kalpte farklı aşklar, farklı duygular hüküm sürse de, ritmlerimiz uyuştuğu için birlikteyiz...

Lucid Dramer kısaca bir müzik grubudur. Nasıl kurulduk derseniz, anlatayım:

Puslu bir sonbahar akşamıydı. Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü(BUFK) tanışma toplantısı yapılıyordu. Ben, perküsyon çalmak için bu kulübe gelen Cenk, bana kaçamak bakışlar atan iki çift gözün hapsindeydim toplantı boyunca. Bunlar "aman ben klarnet çalıcam", "yok efendim ben bas gitar çalarım size de çalayım" gibi yalandan bahanelerle toplantıya gelmiş Merve ve Başak adında iki kızdı. Toplantı biter bitmez çıktım salondan. O gözler peşimi bırakmayacaktı. Başak beni durdurup "çok şahane bir grup kuruyoruz, ben bas gitar, Merve de akustik gitar çalacak; gel perküsyoncumuz ol" dedi. Niyetlerini anlamıştım. Aslında BUFK falan da yalandı. Tamamen benim için oradaydılar. Kaderim beni onlarla buluşturmak için hayın bir plan yapmıştı sanki. Kaderimden kaçamayacaktım. Kabul ettim. Deneyelim, sizi beğenirsem olur dedim...

Çaldık birlikte. Onları beğenmemiştim. Bayılmıştım! Sanki onlar bir vücudun karaciğeri ve akciğeriydi. Ben de kalbi, ritmi olmuştum o vücudun. Ve birlikte çalışmaya başladık. Güzel şarkılar yazdık, daha önce yazılmış şarkıları söyledik. Mutluyduk hepimiz, ama sanki bir şey eksikti. Bu vüduda bir dalak gerekti. Ve dalak, benim çok sevgili arkadaşım Aran oldu. Perdesiz gitarıyla geldiği ilk çalışmada hepimizi adeta büyüledi. Gel dalağımız ol dedik, hemen aldık onu da gruba.

Ve çaldık, çaldık, çaldık... Çaldık, her çalışta okyanusları yerinden oynattık, dalgaları dansettirdik enstrümanlarımızla...

Ve birgün bir böbrek gördüm, şişmişti elleri Conga'nın derisine vurmaktan, ve ritmle yaşıyordu o da benim gibi. Böbrek dedim, neden birlikte şişmesin ellerimiz? Ve o da katıldı bize. Evet, Onurdu o. Artık iki perküsyoncuyduk grupta. (Hem ilerde gitarları gruptan kovup bir perküsyon topluluğu oluşturmak istersek herşey daha kolay olurdu...)

İşte bu bizim öykümüz. Ama sanmayınki bitti bu öykü. Biz öykülerin asla bitmediğine inanan küçük ispinozlarız. Çünkü ispinozlar bilirki, öykü kişileri barındırmaz içinde. öykü vardır, ve kişiler sadece izler onu. Kişiler yokolur, oysa öykü sadece değişir... (Sonu olmadı sanırım, hem ispinoz nasıl birşey ki?)

(Not: bu yazi http://lucidkardesler.blogspot.com/ dan alinmistir)

[Haberin Eklenme Tarihi: 22.01.2006]

Haberlerin Tamamı >>